4 Ara 2012

ben bu ara bunu öğrendim,gördüm

büyütmemeyi,acımamayı,üzüntüyü güçle değil,kayıtsızlıkla kapatmayı,kendim dışında kimseyi önemsememeyi,sevmeyi,kendimi sevmeyi,doğanın verdiği bu bedeni sahiplenmeyi öğrendim.yanlışlara yanlışla değil,hatayı kimsede aramayarak,akışına bırakarak,en önemlisi susarak yaşamayı öğrendim,boş konuşarak içimi rahatlatmayı,dertleşmeyerek,dertlerimi büyütmemeyi öğrendim,yaş kavramını,olgunlaşmayı öğrendim,gözümün içine baka baka yalan söylenebildiğini gördüm,normal olduğunu öğrendim.konuşmamanın asaletini gördüm.öyle sır dolu değil.o tavırlara bürünmeyi de gördüm,aptallık olduğunu anladım.gerçek kavramını anladım.melankolinin bir yeri olduğunu,sürekliliğinin olmadığını gördüm.aradım.kavramları aradım buldum,dünya adaletini gördüm,başıma gelen kötü şeylerin yaptığım kötülüklerden,başlarına gelen soyut belaların yaptıkları kötülüklerden olduğunu gördüm,birileri beni bilsin diye değil,kendimi bilmek için yazmayı öğrendim.bazı kavramları da tekrar kazandım,keşfetmenin hazzını tekrar yakaladım.kararlar alıp uygulamayı,özgüveni,yere sağlam basmayı öğrendim.ve bugün birkez daha herhangi bir güce teşekkür ettim.

31 Mar 2012

YOK BÖYLE BİR ŞİİR.

Mendilimde Kan Sesleri - Edip Cansever
Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz

Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla.
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da şimdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.

Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.

Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.

23 Mar 2012

Endless Song Symphonique



bu kadardı işte.yapılan yanlışları kaldıramayıp çekip gitmek,bu kadar yapıyordu kişiyi,

20 Mar 2012

boş dünyaların,boş çerçevelerindeki,boş resimleri,boş kafaları,dolu sandıkları,gözyaşları kolay akmamalıydı gözden,kaybettiklerinle yoktun,sen vardın,sadece sen.dış görünüş diye birşey var mıydı?yazım kuralları peki?bu gösteriş niyeydi peki,ölesiye yorgunluk nedendi,gözaltı morlukları,titreyen kollar ve bacaklar,hastalıklar niyeydi,niyeydi,niyeydi,niyeydi,ölesiye yorgunluk...artık sigara içmek bile yoruyor...ölesiye yorgunluk..ölesiye..ölesi..öl!

27 Ara 2011

suç

söylenebilecek milyon tane cümle var aslında ama hepsi yutulup gider mi arkadaş?gidiyor işte.her şeye söylenebilecek cümle var,herkese..
aşklarım var,küskünlüklerim var,içilmemiş şaraplarım,sigaralarım,okunmamış kitaplarım,izlenmemiş filmlerim,oynayamadığım masallarım var.hepsine geç kaldım.atamadığım gözyaşlarım,kahkahalarım var,yıkılmadığım her depremimde çatlaklarım var,konuşamadığım arkadaşlarım var,söylenmemiş sözlerim var o'na,özlemlerim var,gidemediğim,gidemeyeceğim yollarım var.
yazamam ki artık,suç bu,düşünmek suç,söylemek suç,insanlar bile yanlış ama,insanlar yanlış,neden insanlar yanlışken onu yok ettim,merak suç,kıskançlık suç,kahkahaları suç,bela okumak istediğim şeyler çok,suç,hiç,kavga,suskunluk,içine atma,dışına vurma,ilaçlar,şarkılar suç,acı,yazılar suç,hata,cümleler hata,bakışlar suç,ayakta durmak suç,duramamak da suç,kızmak suç,sevmek de,nefret etmek de,hissetmemek doğru hissizlik,nasıl olur bu?nasıl olur anlayamıyorum,yüzeysel hissiyatlarla mı dolayım ben de,derin mi olmayayım,kırılgan olmamak için mi?suç mu?

22 Kas 2011

herhangi biri


bazen kendimi çok yalnız hissediyorum sevgilim.."herkes gibi" diye başlayıp olumsuz bir cümleyle devam eden şu şeyler var ya.olamadım işte "herkes gibi".senin de dediğin gibi akışına bırakamadım,mutsuz olmak için sebepler aradım belki de.boğazımda takılı kalmış cümleleri,söyleme zamanım her geldiğinde ve her defasında söyleyemeyişimde saklı sıkıntım,hüznüm.sana olan sevgimden de korktum hep.olmazdı ki böyle sevgi.sevgine ısrarla inanırken ama sana güvenmezken olmazdı.ben her seni düşünürken,başka bir diyarda kaybolduğumu hissettikten sonra kendime geldiğimde,gerçek dünyaya döndüğümde bigün muhakkak biteceğine inandırdım kendimi.hep en kötüsünü düşündüm.önce kendi hayatımı kurmam gerekliydi ama sonra tekrar seninle bi hayat kurdum.güzel,bembeyaz,huzurlu,ama sonra yine gerçek hayat."önce kendi hayatımı kurmam gerekliydi"çünkü bana bunu öğrettiler.yaşamak istediğim dünyayla,gerçek düny arasında sürekli gidip geldim.hayal dünyasında sen iyiydin.herkesten iyi.güvenilir.yalnızca ikimiz vardık orada.omzuna yaslandığım zaman herşey tamamdı sanki.ama birde gerçek dünya vardı,bana kimseye güvenmemeyi öğreten.doğrularımda,yanlışlarımda,günahlarımda,sevaplarımda yalnız kaldığımı öğreten.bir bakışla,bir hareketle tüm huzurumu kaçıran "gerçek hayat"..
bazen beni bu vesveselerden tamamen çekip çıkaracağını düşünmüyor değilim sevgilim.ama ben o hayal dünyasında yaşamayı hakedecek kadar iyi biri de değilim belki..ve belki de insanlardan korktuğumu bilen,benim güçsüz yanımı bilen tek insan sensin.çünkü ben "güçlü"ydüm "herkes"e göre.
ve sana şunu söylemeliyim ki,o kadar da elle tutulur,gözle görülür somut sorunlar değildir insanı yıldıran..
ya da başka bir belki de,benim kendimle alıp veremediğim vardır şu dünyada.kendime neden yaptığımı bilmediğim birsürü şey.beni gerçekten anlayabilir misin sevgilim?belki de saçmalıyorumdur,belki de öyle değildir.ama açık seçik anladığım ve enteresan gelen iki kelime var;seni seviyorum.
ve sonra açık seçik olan bi şey daha var ki sen dünyadaki en kötü insansın.

20 Eki 2011

ihtiyacım var

canımı acıtma artık,gülümsemeye ihtiyacım var,arkama dönüp baktığımda gülümsemeye,o hani arada kalmışlığın verdiği içindeki o garip bi yerdeki sızı var ya işte ona dokundurma sözlerini,bakışlarını.o sızı olmadan gülümsemeye çok ihtiyacım var,herhangi bi kelimede,bi şarkıda,saçma salak bi eşyada sızı olmasın içimde artık.yoksun sen olmayacaksın,ben mutluyum.ama senin "olmamana" da ihtiyacım var.belki de sadece buna ihtiyacım var.

12 Eki 2011

yağmur yağdı

toprak kokusunu çektim içime.tabii yağmur,ıslak yol,yalnız başına yürümek,toprak kokusu ile ilgili yazı yazmak demekti.sonra kapıya yaklaşmadan az önce kamyon kasasında kemik parçaları vardı,yığınla.onları gördüm,görmeden önce kokusunu duydum.ruh halimi pek de etkilemedi sadece düşünüyordum.kulağımda müzik yoktu.ama ben sibylle baier çalıyormuş gibi davrandım.ama bu geçici bir süreçti.bir süre sonra yine hiçbir şey midemi bulandırmayacaktı.insanlardan korkmayacaktım.belki biraz kilo bile alacaktım.gözlerim parlak bakacaktı.ama ben istediğim için değil hayat getirecekti.çünkü duygular kontrol edilemezdi.ben istemiyordum ya böyle olmayı.sonra biraz jehan barbur dinledim.keşke sigarayı azaltabilseydim.bağımlılığın çok kötü olduğunu düşündüm.kaç sonbahar böyle geçecekti.geçirecek kaç sonbaharım vardı ki.hepsinden sonra biraz da annemi düşündüm.böyle bir bağ olmasına gerek yoktu aramda aslında çoğu zaman canımı acıtıyordu yokluğu.bir de eski sevgilim canımı acıtıyordu ama o sadece sigara gibi bir bağımlılıktı hatta sigara gibi dert alıp götürmüyordu bile.işte bunları düşünmüştüm.kapıya vardığımda hepsi bitmişti.insanlara selam verdim.

5 Ağu 2011

işte ben de geçenlerde..

konu bularak yazma işini falan bıraktım,aslına bakarsan ben yazma işini bıraktım,küçülmelerim gitgide büyüyor,bir de o tiksindiğim kasvet duygusunu bir türlü bırakamıyorum.aslında buraya artık niye yazdığımı bilmiyorum gerçekten,bi anımdan ders çıkaramıyorum artık,günlük gibi de kullanmıyorum,süslü cümlelerimi de bıraktım,eski ben'i arada yakalayabiliyorum artık.artık artık artık..artıklarla doluyum.şirin süs bebeklerinden de olmak istemiyorum,aykırı melankolik sivri biri de olmak istemiyorum,yerimi belirleyemiyorum.doğrularımı şekillendiremiyorum,en korkuncu da özgürlüğümü elimde tutabilecek kadar cesurluğum kalmadı "artık"