19 Ağu 2015

252 durum

bazen yunan adaları,izmarit dolu çay tabağı ve yanında kahve.dergi okuyorum.ücrete dahil olmayan hizmetler.samos,biraz mücver tarifi,naif nefretler,şaşırtan basit filmler,mis dana billurlar,biraz komik hatıra,kulağının arkasına bir tüy konmuş,kadın derler,jean luc godard,kibirli bir kedi yürüyor sokakta,pati izleri etrafa saçılmış uzuyor.bir zenci polisi öldürecek,bırakın ağlıyor.bazen bir bonfileyi rokfor peyniri ve çekilmiş karabiberle sunuyorum,bir minyatür atölyede geziniyorum ama oraya ait olamıyorum.uzaklaşıyorum.bekle demeyenlere,gidenlere hüzünleniyorum bazen.duasız inançlar yaratıyorum.kahverengi tekerli bir bisiklet aldım.çimenlerin üstünde sürmüşüm.çok uzak.o sırada bazı insanlar tanımlayamadıkları bazı düşüncelerle birlik oldular.buna huzur dediler.sonra fernando "dur" dedi."aşık olmak kendimize ihanettir"ağaçta sallanan maymun onayladı.kuyruğunu büküp kaçtı sonra.olduğumdan yaşlı göstermiyordum.biraz sinirliydim sadece.aradan saatler geçti.birine alka seltzer tavsiye ettim.bir koy'u merak edip gitme isteğimi yine bir hipster kibri yıktı dağıttı.bu hipsterler bizden ne istiyorlar. reddettikleri bütün kavramların içindeler hipster olduklarını bilmeden,diye düşündüm.biraz gereksiz geldi.bıraktım.çünkü insanlık olarak hiçbir şey öğrenemeyiz.tarkovski'yi andım biraz.babamın sarhoş hallerini hatırlayınca,bir içki de ben içiyorum.diş etlerim sızlıyor.bir sigara yakmıyorum.sigarayı bırakmışım biraz.ne iyi etmiş lale müldür küpe çiçeğini yazarak."oraya acıdığım yere dokunduğun zaman bana iyi geliyorsun,ama her zaman değil,seni beklemektense,oraya bir yaprak koyarım daha iyi."bir çiçekli elbise gördüm üstümde,artık beyaz değil,beyaz çok pis bir renk bazen.
eski sevgililileri hiç sevmiyorum.keşke hepsi isviçre'ye gitse.masum bir saç tıraşı her şeyi kurtarırdı.onlar birbirlerini küçümsüyor,ben biyolojik çürüklükler yaşıyorum.bir karavan aldım.ama lüks pahalı bir karavan.ahşabı mermeri cezbediyor.para önemli.meslek erdemi önemsiz.karavan erdemli nasılsa di mi?biraz korktum.büyük bir evye bulup içine girdim.yağmur yağıyordu.radyoda hiç romantik olmayan kimsenin sevmediği bir şarkı yakaladım.onu hatırladım.önemsiz biri.imla cehalet midir?çok zamanı kalmayan yaşlı bir beyefendinin hanımını terk etmesindeki umut gibi düşledim.kısa paçalı kıçı yamalı bebek donları dikmek isterdim.bir inek memesinden süt fışkırıyor.bisikletler çok ırkçıydılar.üzdüler.tedavisi bir nebze mümkün olan akciğer rahatsızlıkları yaşadım."doktor"ameliyat şart" dedi."bu cümleyi kurdum bir şey hissetmedim.pera müzesini gezebilirdim.neredeydi?bir bisiklet çizdim.bazen çok eleştireldim,ölmeliydim o zamanlar,beyaz elbise değil,"kırık beyaz" elbise dikeceğim.bir dikiş makinem var.bir de cansız mankenim.dikip giydiriyorum.ben bir pantolon,tişört.kendimi nasıl seveceğimi göstermediler.şuraya bir dövme daha yaptıracağım.sıfır rota ile.kendi başlarınayken bile çok kalabalıklar.bazen çok fazlalar.hafta içlerini çok severim.cumalar pazarlar ruhum öldü.neşterle iki memenin arasını yardım.kafamı soktum.biraz üzücüydü.güzel bir elbise görmek gibi,cansız mankene giydirmek biraz sevindirici.tahta meyve kasalarını biriktirmek beni mutlu ederdi,ağaç su çekiyor.biraz ilginç.gazetelikler boş.cehalet kötü.kendine acıdın mı,kabul ettin mi onu.biraz şaşırıp üzüldüm.çünkü 

10 Tem 2015

olabildiğince bir portakala dönüşmek isteyerek yazıyorum bu yazıyı.bir tohumdan can bulup yeşerip sararıp,bulunup,alınıp,soyulup,yenilip bitmek isterim bu hayatta.farkındalıklar falan bile çok yormamaya başlayınca hareketsiz bir yaratığın vücudunda vuku bulmak isterdim.niçin olmasın?bu kadar teferruatlı bir anatomiye sahip olmak istemezdim,çünkü bu kadar fazla uzvun çok fazla isteği oluyor,sıyrılamıyorsun işte,o şeyi içmek istiyorsun,onu yemek istiyorsun,bisiklete binmek istiyorsun,başka şeyler öğrenmek istiyorsun.yapamadıkça uzvun seninle inatlaşıp başka bir uzvuna hissel çöküntü yaşatıyor.yaptıkça da bambaşka bir organın çürüyor.sonra ameliyat diyorlar.sonra üzülüyorsun,çünkü çok fazla da iyileşmek istememiş oluyorsun,çok fazla da hasta olmamak istediğin gibi.varoluş deyip tiksindirmek istemem ama varoluşsal olarak tüm insan anatomisini öğreten varoluşa teşekkürler,demek ki öğrenmem gerekliymiş diyebilirim,biraz da metafizik olarak salınan enerjiden olabilir,"sen ne ciğeri 5 para etmez insanmışsın"ların arasından sıyrılmaya çalışmaktan. bir adım atamama acizliği yaşatan bir lanetlilik daha var.soyut olarak.o adım atılsa her şey hallolur gibi olacak.korkuyorsun.yapamıyorsun işte.konuşamıyorsun,özür dileyemiyorsun,gündeliğe alışmışsın.o kelime sanki tuzla buz edecek evreni.çok konuşmayı da sevmez oluyorsun.artık monologların içinde bile patlamıyor.bir kitap alsam "sen beni sevemedin" diye.bir kitap yazsam "ben seni sevemedim" diye.romantizme gömülüp yok olsam artık iyice cevabı bulunca.bütün insanlık için romantizm ama bu.aşk gibi değil.tamamen akılcılığın karşısında durarak.ama tiksiniyorum hala tiksiniyorum.midemi bulandırıyorlar.