29 Ağu 2013
RÜYA
insanların;en iyi diye düşündüğümün,bir kez daha kötü çıkmasının ardından gece eve geldim.artık belki de defalarca kez yaşanmasından olsa gerek,hüzün yoktu içimde.ama uyku problemi yaşatmıştı.hissiz bir uyku problemi.bir yıllık aranın ardından 1 uyku ilacı atmıştım.sonra kulağımda bülent ortaçgil şarkısıyla uyuyup kalmışım.
annem karşı kanepede omzunda bir bebek pışpışlıyordu,olduğundan çok daha gençti.kalktım bebeği annemden aldım.yüzünü çevirdiğimde kendi bebekliğim olduğunun farkına vardım.oraya sanki başka bir evrenden gelmiştim.oturdum.ayaklarımın üzerine bir kırlent alıp,bebeği sallamaya başladım.yanaklarına dokunuyordum,çok seviyordum.çok ama.hani içine sokasın gelir ya öyle.sanki bu evrende hiç böyle bir sevgi yaşamamışım gibi seviyordum.o da çok temizdi,gözleri ışıldıyordu,yanakları pembeydi.sonra kabus görmüş gibi yataktan fırladım.orada beni korkutacak ne olmuştu hatırlamıyorum.saatlerce ağladım,ağladım.hava ağarırken tekrar uyumuşum,bu defa güvenmediğim bütün adamlar vardı rüyamda,kalktım ağlamadım.bir kez daha yanılmanın vermiş olduğu hayal kırıklığıyla güne merhaba dedim.
13 Ağu 2013
benim şöyle bi özelliğim var diyerek başlayan cümlelerin egosunda sıyrılarak demeliyim ki ben gerçekten çekilmem gereken zamanı iyi bilirim,aslına bakarsan bi bok bilmem çekilmem gereken zamanı bilmeden aldığım yaralarla çekilirim kabul ediyorum,ama sonuç olarak yapışıp kalmam,konuşurum,gülümserim olabildiğince sabrımı zorlarım ama.işte "ama" geldiği zaman çok güzel bi kafaya bürünüp silerim kendimi.çünkü artık düşebilecek gücüm kalmamıştır.(yazar burada ima yapıyor,çok yalnız,yazıyor o da,şarkılar da yetmiyor diyor,sigara da yetmiyor,filhakika turgut uyar bile yetmiyor diyor(belki biraz bu şarkılarla toparlıyordur ama biz de yazarı bilemeyiz))
6 Ağu 2013
cemal süreya-senin sesin
kahkaha kesin bir sınırdır senin sesin için;
geçmezsin kahkahaya. bu da gülümsemeyi
senin tapulu malın yapar. gülmek sende
gülümsemenin bir noktada taşkınlığı
oluyor daha çok. bu bakımdan gülümsemenin
bütün öğelerini de birlikte getiriyor.
iş bu kadar da değil, yeni bir takım öğeler
de getiriyor. ılıktır senin sesin. güvenli
olmaktan çok güven uyandırıcıdır. konuşurken
kimseyi dinlememene ne diyeceğiz peki?
buna karşılık sözcükleri sakıngan sakıngan
kullanman var, ona ne diyeceğiz? alırken
suçsuz, verirken duyarlı bir ses. en büyük
modaevini yönetecek olsa sinirli tonlar kazanacağına
muhakkak nazarıyla bakılabilecek,
ama, söz gelimi, hiçbir belediye başkanı
olamayacak bir sese. sanırım, bakışlarla
sesler arasında bir bağıntı kurulabilir.
belki de yanlıştır bu varsayım. ama
doğru olsa, senin sesinle bakışın arasında
bir paralellik, hatta bir özdeşlik olduğu
görülebilir. daha doğrusu sendeki bu özdeşlik
böyle bir varsayıma itiyor kişiyi.
kimbilir, başka belirtiler gibi, bakış ve ses de
aynı ruhun değişik planlardaki görünümleridir
belki de. ruhun, özdeş yönlerini denediği
organlar olabileceği gibi, çelişkin yönleriyle
belirdiği organlar da vardır. olabilir.
söz bitince senin sesin de biter; oysa
sözü tüketen sesler vardır; söz tükenince de
sürüp giden sesler vardır; söz tükendikten
sonra başlayan sesler vardır.
senin sesin sözle özdeş.
çığlık değil, düşünce senin sesin.
ama etin, kemiğin malı olmuş bir ses.
ömründe bir iki kez büyük ihanete dadanmak isteyebilir bu ses. küçük iha-netler onun düşünceyle kurduğu ilke-leri aşmaz, aşamaz. ah! razı olma sevgilim, katıl. katıl ama razı olma.
biraz da kendinden memnun bir ses.
en büyük eleştiriyi, yadsımayı son
anda yaparsın sen: sanırım sende bul-
duğum en doğru gözlem bu. oysa eleş-
tiriyi son anda yapmak, razı oluşun ta
kendisidir. korkaklıktır da. şu var:
"fotoğraf çektirmek için yan yana getirilmiş iki nesne değiliz biz
güvercin curnatasında yan yana akan iki güverciniz
mesafeler birleştirdi bizi bir de sözler
razı olma hiçbir sessizliğe
biliyorsun seni seviyorum
pencereden bakmayı
öğreteceğim sana
sesin
balkona asılı çamaşırcasına
havalansın, havalansın dursun
sokakta değil balkonda;
dışarı çıktığın zaman"
romanını yastığın altına sakla;
şiirini mutfağa koy
boş bir deterjan kutusu vardır nasıl olsa,
öykünü yanına alabilirsin elbet
müziğini de, resmini de
niçin güvenmiyorsun bana?"
böyle şiirleri okurken bir ses var içimde benim sesimden başka,çok güzel kaynatıyoruz onunla,her satırını sindire sindire.
18 Tem 2013
Aslında anlatacak birsürü şey var,ağız dolusu hikayeler,süsleyerek ya da gerçekten hislerine yedirerek.belki biraz canını acıtacak ama olsun.anlatıp kendi kulaklarınla duymak istediğin,kendi kulaklarınla duyarken karşında bir çift anlayan göz olsun,aradan bir kelime çekip de kendime hikaye çıkarayım diyecek biri olmadan olsun ama,böyle fiyaskoların olduğu masalarda gülerek anlatmaya çalışırsın ya o hikayeyi.o hikaye öyle anlatılmazsa o kadar güzel olmaz biliyorsun,ama öyle anlatacaksın işte kusar gibi,ama sonra süslüyorsun onlar dinliyor sen acı çekiyorsun,içine bir titreme geliyor,sigarana saklıyorsun tüm vesveseni.
4 Ara 2012
ben bu ara bunu öğrendim,gördüm
büyütmemeyi,acımamayı,üzüntüyü güçle değil,kayıtsızlıkla kapatmayı,kendim dışında kimseyi önemsememeyi,sevmeyi,kendimi sevmeyi,doğanın verdiği bu bedeni sahiplenmeyi öğrendim.yanlışlara yanlışla değil,hatayı kimsede aramayarak,akışına bırakarak,en önemlisi susarak yaşamayı öğrendim,boş konuşarak içimi rahatlatmayı,dertleşmeyerek,dertlerimi büyütmemeyi öğrendim,yaş kavramını,olgunlaşmayı öğrendim,gözümün içine baka baka yalan söylenebildiğini gördüm,normal olduğunu öğrendim.konuşmamanın asaletini gördüm.öyle sır dolu değil.o tavırlara bürünmeyi de gördüm,aptallık olduğunu anladım.gerçek kavramını anladım.melankolinin bir yeri olduğunu,sürekliliğinin olmadığını gördüm.aradım.kavramları aradım buldum,dünya adaletini gördüm,başıma gelen kötü şeylerin yaptığım kötülüklerden,başlarına gelen soyut belaların yaptıkları kötülüklerden olduğunu gördüm,birileri beni bilsin diye değil,kendimi bilmek için yazmayı öğrendim.bazı kavramları da tekrar kazandım,keşfetmenin hazzını tekrar yakaladım.kararlar alıp uygulamayı,özgüveni,yere sağlam basmayı öğrendim.ve bugün birkez daha herhangi bir güce teşekkür ettim.
16 Eyl 2012
31 Mar 2012
YOK BÖYLE BİR ŞİİR.
Mendilimde Kan Sesleri - Edip Cansever
Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla.
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da şimdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla.
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da şimdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
23 Mar 2012
Endless Song Symphonique
bu kadardı işte.yapılan yanlışları kaldıramayıp çekip gitmek,bu kadar yapıyordu kişiyi,
20 Mar 2012
boş dünyaların,boş çerçevelerindeki,boş resimleri,boş kafaları,dolu sandıkları,gözyaşları kolay akmamalıydı gözden,kaybettiklerinle yoktun,sen vardın,sadece sen.dış görünüş diye birşey var mıydı?yazım kuralları peki?bu gösteriş niyeydi peki,ölesiye yorgunluk nedendi,gözaltı morlukları,titreyen kollar ve bacaklar,hastalıklar niyeydi,niyeydi,niyeydi,niyeydi,ölesiye yorgunluk...artık sigara içmek bile yoruyor...ölesiye yorgunluk..ölesiye..ölesi..öl!
27 Ara 2011
suç
söylenebilecek milyon tane cümle var aslında ama hepsi yutulup gider mi arkadaş?gidiyor işte.her şeye söylenebilecek cümle var,herkese..
aşklarım var,küskünlüklerim var,içilmemiş şaraplarım,sigaralarım,okunmamış kitaplarım,izlenmemiş filmlerim,oynayamadığım masallarım var.hepsine geç kaldım.atamadığım gözyaşlarım,kahkahalarım var,yıkılmadığım her depremimde çatlaklarım var,konuşamadığım arkadaşlarım var,söylenmemiş sözlerim var o'na,özlemlerim var,gidemediğim,gidemeyeceğim yollarım var.
yazamam ki artık,suç bu,düşünmek suç,söylemek suç,insanlar bile yanlış ama,insanlar yanlış,neden insanlar yanlışken onu yok ettim,merak suç,kıskançlık suç,kahkahaları suç,bela okumak istediğim şeyler çok,suç,hiç,kavga,suskunluk,içine atma,dışına vurma,ilaçlar,şarkılar suç,acı,yazılar suç,hata,cümleler hata,bakışlar suç,ayakta durmak suç,duramamak da suç,kızmak suç,sevmek de,nefret etmek de,hissetmemek doğru hissizlik,nasıl olur bu?nasıl olur anlayamıyorum,yüzeysel hissiyatlarla mı dolayım ben de,derin mi olmayayım,kırılgan olmamak için mi?suç mu?
aşklarım var,küskünlüklerim var,içilmemiş şaraplarım,sigaralarım,okunmamış kitaplarım,izlenmemiş filmlerim,oynayamadığım masallarım var.hepsine geç kaldım.atamadığım gözyaşlarım,kahkahalarım var,yıkılmadığım her depremimde çatlaklarım var,konuşamadığım arkadaşlarım var,söylenmemiş sözlerim var o'na,özlemlerim var,gidemediğim,gidemeyeceğim yollarım var.
yazamam ki artık,suç bu,düşünmek suç,söylemek suç,insanlar bile yanlış ama,insanlar yanlış,neden insanlar yanlışken onu yok ettim,merak suç,kıskançlık suç,kahkahaları suç,bela okumak istediğim şeyler çok,suç,hiç,kavga,suskunluk,içine atma,dışına vurma,ilaçlar,şarkılar suç,acı,yazılar suç,hata,cümleler hata,bakışlar suç,ayakta durmak suç,duramamak da suç,kızmak suç,sevmek de,nefret etmek de,hissetmemek doğru hissizlik,nasıl olur bu?nasıl olur anlayamıyorum,yüzeysel hissiyatlarla mı dolayım ben de,derin mi olmayayım,kırılgan olmamak için mi?suç mu?
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
